• Anasayfa
  • Favorilere Ekle

Kızılcahamam - Yabanabad - Anadolu

Kasımlar Köyü

Cumhuriyet Dönemi Yabanabad

İlçe merkezi Kızılcahamam’a taşınmasına rağmen Şorba’ daki belediye teşkilâtı çalışmalarına bir süre daha devam eder.1 Kızılcahamam’ da ise aynı yıl kanun gereği belediye teşkilâtı kurulur. Ziraat Bankası bu yıl, Askerlik şubesi ve Nüfus idaresi ise 1925 yılında Kızılcahamam’a nakledilir. O yıllarda yeterli mesken olmadığı için devlet dairelerinin bir kısmı geçici olarak kurulan çadırlarda, bir kısmı da kiralık olarak tutulan birkaç evde çalışmalarını yürütür. İlçe merkezinin taşınması ile beraber, Ahiler ve Zımmiler köyleri mahalle yapılarak Kızılcahamam’a bağlanır. Sonraki sayımlarda nüfusun çoğunluğunu bu iki mahalle meydana getirecektir.
Bu yıllarda Milli Mücadele döneminin asker kaçakları ilçemizde birtakım huzursuzluklar çıkarmışlar.
Yukarıda da bahsettiğimiz Çil Ahmet Uşakları denilen birilerinin başını çektiği bir gurup asker kaçağı, dağlarda saklanıp, köyleri basmakta, haraç toplamaktadır. Özellikle işlek olan Çerkeş yolunu kontrol ediyor, yolcu ve kervanlardan haraç alıyorlardı. Kısıtlı imkânlarla bunlarla baş edilememişti.
1928 de çıkarılan affa rağmen dağdan inmeyen bu eşkıya gurubu iyi cins bakımlı atları, iyi giyimleri, parlak deri çizmeleri ile hatırlanıyor. Neticede idare bunları çökertmek için içlerine nifak sokmayı plânlar.
Takip sonucu Derbent değirmeni yanında (Çeltikçi yolunda Çay Mahallesi civarı) kıstırılan gurup, makineli tüfekli bir müfreze asker tarafından, kaçan bir kaçı hariç imha edilir. Cesetler, Zımmiler köyünden temin edilen kağnılarla ilçeye getirilir ve şimdiki Atatürk anıtının olduğu yerdeki bataklık dere yatağında açılan çukurlara gömülür.
Bahsedilen vuruşmadan kaçmayı başarabilen son bir kaçı da ilçe içinde kıstırılır ve onlar da aynı şekilde vurularak aynı yere gömülürler. 2
1933 yılında Ahiler Mahallesinin ismi Kemalpaşa ve Zımmîler’in ismi de İsmetpaşa olarak değiştirilir.3 Halkın Üzemler olarak bildiği mahallenin ismi tarihteki kayıtlarda Zımmîler olarak geçmekte olduğu için biz de geçmiş olaylarla ilgili anlatımlarda hep bu ismi kullandık.
Zımmi, bilindiği gibi Osmanlı devrinde gayrimüslim tebaaya verilen isim. O devirde bu mahallede oturduğunu kabul ettiğimiz gayri müslimlerden dolayı buraya bu ismin verilmiş olması muhtemeldir. 1930 tarihli bir haritada da bu iki mahallemizin ismi Zımmiler ve Ahiler olarak yazılmış. Zamanla da bu kelime halk ağzında değişikliğe uğrayarak Üzemler ismini almıştır. Cumhuriyet sonrası değişikliklerde, bazı vatandaşların kimliklerine doğum yeri olarak Zemiler yazılması, köyün isminin önce bu şekilde değiştirildiği, daha sonra İsmetpaşa olarak kesinlik kazandığı anlaşılıyor.
Ancak, halk bu ismi beğenmeyip, değiştirmek için epey mücadele etmiş. Hatta 1979 da bir de referandum (Halk oylaması) yapılıp halkı, ismin değiştirilmesi yönünde oy kullandığı halde her hangi bir sonuç alınamamış. 4
Kayıtlarda 1930 öncesi Yabanâbad olarak görünen ilçemizin ismi 1933 yılında bu iki mahalle ile beraber değiştirilerek “Kızılcahamam” haline getirilmiştir.
Cumhuriyet’in ilânı ve Ankara’nın başkent olmasından sonra ilçemiz başkente yakınlığı, Ankara-İstanbul karayolu üzerinde bulunması, kaplıca ve doğal zenginliklerine rağmen, beklenen gelişmeyi uzun yıllar yakalayamaz. Üzerine sanki ölü toprağı serpilmiş gibi, kapalı toplum özelliği bu dönemde de devam eder.
Meskenleşme oldukça geç başlamış olup memurların çoğu bile yakındaki Zımmîler (İsmetpaşa) ve Ahîler (Kemalpaşa) köylerinde ikâmet etmek zorunda kalmışlar.5 Belediye başkanları zaman zaman yakın köylere giderek halkı ilçe merkezinde ev yaparak ikâmete ikna etmeye çalışırlar. 6 Fakat zirâat ve bilhassa hayvancılık yapan köylü için Kızılcahamam hiç de ilginç gelmez.
Ankara’ya yolculuk, yürüyerek (12 Saat) ve hayvan ile yapılırken ilk taşıma araçları ile nakliyecilik 1930-40 larda başlar. Cumhuriyetle başlayan eğitim seferberliğine ve başkente yakınlığına rağmen 1926 larda ilçede Maârif Vekâleti’ (Millî Eğitim Bakanlığı) ne bağlı (300 öğrencisi ile) 6 okul bulunması,7 yeni eğitim kurumlarının henüz yaygınlaştırılamadığını gösteriyor. Okullaşma genel olarak 1938-39 lardan itibaren başlıyor. (Bu konuya ait gelişmeler Eğitim ve Kültür bölümünde detaylı olarak anlatılmıştır.)
1915 de ilçe Kızılcahamam’a taşınmasına rağmen o kadar az bina vardır ki, gelen memurlar uzun süre yakındaki Ahiler ve Zımmiler’deki evlerde kiracı olarak ikamet eder. Kaymakam ise Yusuf Koçak’a ait evde kalır.
Hükümet binası yapılana kadar da kamu hizmetleri kiralık evlerde yürütülür. İlk Hükümet binası olarak, Arif Taşkın’ın ifadesine göre şimdiki binanın olduğu yerdeki bina kullanılmış. Üç katlı olan bu binanın alt katında bazı esnafın dükkânları üst katlarda ise devlet daireleri bulunuyormuş.
Şimdiki hükümet binası 1945 de inşa edilmiş. Mehmet Çavuş’un Ziraat Bankası’nın az ilerisindeki evi ise uzun yıllar Adliye binası olarak hizmet görür. Ziraat Bankasının arkasındaki iki katlı konak bir süre cezaevi olarak (Şehit Mehmet Erdem Caddesinin önceki ismi Sanayi Caddesi, ondan önceki de Cezaevi Caddesidir.) 1945 e kadar, şimdiki P.T.T. nin yanındaki eski iki katlı bina da (1943) Askerlik Şubesi olarak kullanılır. İlçe bölük komutanlığı ise, şimdiki İş bankasının olduğu yerdedir.8 1945 yılında Cezaevi ilçe içinde Şoförler odasının karşısındaki yerine taşınır. (Bu bina o tarihe kadar çocuk ıslah evi olarak kullanılmış.) 9
Orman memleketi olmamıza rağmen Orman işletmesi ilçeye 24 Ağustos 1943 de yılında gelmiş 10 ve ilk yıllar Deliyusuf Sokak’daki bir evde, sonra da hükümet binasının üst katında hizmet vermiş.11 O yıllarda henüz orman muhafaza memurluğu olmadığı için, ormanlar bir süre, askerler tarafından korunur. 12 1946 da ise Orman muhafaza memurluğu kursu açılır ve 1950 de bu kursu bitirenler, orman idaresinde görevlendirilmiştir. 13
İlçeye ilk yerleşen dört aileden biri Taşlıca’lı Yusuf Koçak olup, Pazar Rüşdiyesi’ni bitirdikten sonra mustantik olarak görevli iken, ilçe merkezinin taşınması ile görevi ile beraber Kızılcahamam’a gelip şimdiki Deliimam Ceddesine yerleşmiştir. Berçin Çatak’lı Hacı Hasan Ağa ise, şehir stadının yanındaki bölgeye yerleşmiş. Çamlıdere’den göç eden Yusuf Ziya (Tereyağoğlu) Efendi, Büyük Kaplıcanın yanına, Pazar’ dan göç eden Mehmet (Türedi) Efendi ise Küçük kaplıca civarına yerleşmişler.
Kadirbey semtine ismini veren şahıs ise,1920’den sonra (Millî Mücadele sonrası) ilçemize gelip yerleşen ve nereli olduğu belirsiz, biraz esrarengiz olan emekli binbaşı Kadir Bey’dir. O’nun, o zaman tamamen ıssız olan bu semte gelip yerleşmesinin sebebi bilinmiyor.
Ancak evinin önündeki büyük ve zengin bahçesi, oturduğu postu ve köpeği unutulmamış. Kadir Bey, bazan ilçeye iner ve Mehmet Çavuş’un kahvesinde oturup çay içermiş.14 Uzun zaman burada yalnız başına oturan Kadir Bey’e izafeten bu semtin ismi, bölge iskâna açıldıktan sonra Kadirbey olarak anılmaya başlar. O zamanlar aileler çocuklarını, yalnız başına oturan bu adamın kaldığı yere göndermek ve oralardan geçmelerini istemezler.
Yabanâbad Osmanlı devrinde Ankara Sancağının en büyük nüfusuna sahip iken, Cumhuriyet’ en sonra bu durum tamamen tersine döner. Ankara’nın başkent olması ile ortaya çıkan cazibe yanında iş ve tahsil gibi sebeplerle büyük bir göç yaşanır. Kızılcahamam, ilçe merkezi olduktan sonra uzun süre büyüyemez.
O yıllarda Ahiler köyünün bir merası görünümündeki ilçemizde bir hamam ve tedavi için gelenlerin kaldıkları 60 odalı bir handan başka bir iki de mandıra bulunuyordu. Sonradan belediye başkanları zaman zaman köylere kadar gidip, halkı ilçe merkezinde ikamet ettirmeyi özendirici (Arsa vermek gibi) çare ve tedbirler düşünmüşlerse de iskân ağır ve kendi seyrinde yürümüştür. Gene de başta büyük oranda Çamlıdere’den olmak üzere yakındaki Akdoğan, Üçbaş, Taşlıca, Karacaören, Saraycık, Doğanözü, Kızılcaören, Uğurlu gibi köylerden yapılan göçlerle bir miktar nüfus artışı olur.
Derken 1944 lerde Mengen’den birkaç aile, birkaç yıl sonra da Gerede, Tosya ve Safranbolu’ dan başka aileler gelip yerleşirler.
1949 da ise Bulgaristan’dan göç eden 10 kadar aile Kızılcahamam’da iskân edilir. Bunlardan 5 aile şimdiki (Tuna boyuna istinaden) Tuna Sokak’da, diğerleri de Kızılcaören, Ciğirler ve Karacaören köylerinde yerleştirilirler. 15
2. Dünya savaşının sıkıntılı günleri ilçemizde de yaşanır ve 1945 de savaş sona erince ülke çapında olduğu gibi, ilçemizde de savaşın bittiği 2 Eylül 1945 gecesi, gece bekçileri halka duyururlar. (Tellâl çağırırlar) 16
Daha sonra ilçemizi 1947 de (Bir ifadeye göre 1946 seçimleri anında) Millî Mücâdele’nin ünlü komutanı Kâzım Karabekir Paşa ziyâret eder.17 İlçede birkaç gün, Genç Palas otelinde kalır. Bu ziyaretten sonra zamanın belediye başkanı Hilmi Kaya tarafından belediye meclisi kararı ile P.T.T. önünden başlayıp Büyük Kaplıca’ya kadar uzanan şehrin merkezi caddesine Kâzımkarabekir adı verilir.
Tahminen, Amerika ziyareti dönüşü 1947 veya 1948 de Celâl Bayar ve Adnan Menderes ilçemizi ziyaret eder. Demokrat Parti ilçe teşkilatını kurmak için gelen Celal Bayar ve Adnan Menderes, yanında zamanın ilçe başkanı İsmail Sezen ve arkasında kalabalık bir topluluk olduğu halde, şimdiki P.T.T.’nin olduğu yerden Soğuksu’ya kadar yürüyüş yaparlar. İsmail Sezen’ in evinde kısa bir süre dinlendikten sonra da ilçeden ayrılırlar.18
Aynı yıl bu sefer de İsmet Paşa (İnönü) Cumhurbaşkanı olarak ilçemizi ziyaret eder. Bacağında kilot pantolon ve kırmızı meşhur çizmeleri vardır ve henüz gençtir. ”Paşam yaşa !” sesleri ve alkışlar arasında O da Soğuksu’ ya kadar yürür. Buradan Çamlıdere nahiyesine giderek çok sevdiği belediye başkanı rahmetli Halil Okur Hoca ile görüşmeler yapar. 19
Çamlıdere’nin ilçe olması:
1950 de iktidar olan Demokrat Parti, nereden ihtiyaç duyduysa Kızılcahamam toprakları üzerinde bir ilçe daha kurmayı plânlar. Pazar ile Çamlıdere bucakları ilçe olmak için müracaat ederler. Fakat hükümet oy kaygısıyla karar vermekte zorlanır. Buna rağmen her ikisine de kaymakam dışında diğer memurları tayin eder. Mahkeme teşkilatları bile kurulur. Tayin edilen memurlar gelerek görevlerine başlarlar. Bu dönemde Pazar’da ki mahkemelerde yargılanan ve hatta mahküm olanlar bile olur. 20
Bu arada yapılan bir seçim hükümetin işini kolaylaştırır. Seçimde Çamlıdere, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Pazar ise Demokrat Parti’ye oy verir. Hükümet seçimden sonra her iki merkeze de, sonuçları araştırmak ve nabız yoklamak üzere milletvekili ve bakanlardan meydana gelen gözlemci bir heyet gönderir. Heyet Pazar’a gelince, D.P.’ye oy veren halk yanlış yönlendirilir ve onları C.H.P. bayrakları ile karşılar. Neye uğradığını anlayamayan heyet şaşırır ve kızgınlıkla:
- İlçe olmak size haram olsun Pazar’ lılar!” diyerek oradan hızla ayrılıp Çamlıdere’ye varırlar.
Burada C.H.P. fazla oy almıştır. Fakat Çamlıdere’nin ileri gelenleri başlarında Mustafa Yeşil olduğu halde gelen D.P. heyetini tezahüratla karşılayıp hürmet ve saygı gösterirler. Heyet, kendilerine gösterilen bu ilgi karşısında Çamlıdere’nin ilçe olması yolunda hazırladığı raporu hükümete sunar. İktidar da, bu tercih ile oraya bir kaymakam tayin edip, Pazar’daki memurları geri çeker. Çamlıdere bu şekilde ilçe olur. 21
1950 den sonra cumhurbaşkanlığı sırasında Celal Bayar, yanında maiyeti olduğu halde ilçemizi tekrar ziyaret eder. Şimdiki Ab-ı Hayat Oteli’nin bulunduğu yerdeki belediye binası önünde halka karşı bir konuşma yapar.22
1960 darbesi ile D.P. ileri gelenleri tutuklanıp yargılanırlar. Bir kısmı (Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye bakanı Hasan Polatkan) idam edilir, bir kısmı da hapse atılır. Celâl Bayar 65 yaşını doldurduğu için cezası affedilir.
Cezaevinden çıktığı sene yanında kızı Nilüfer Gürsoy ve damadı Ahmet Gürsoy ile Volkswagen bir otomobille tekrar ilçemize gelir. Şimdiki Huzur Pansiyon önünde dururlar. Celal Bayar arabadan inerek, o zaman otel (Çiçek Palas) olarak kullanılan binaya şöyle bir bakar. (Bir zamanlar iktidarda iken gelip muhtemelen ilçe başkanlığı olarak kullanılmış olan binada kalmış ve o günleri düşünmüş olabileceği akla geliyor.) Karşıdan, esnaftan Durmuş Büyük kendisini farkeder ve hemen dışarı çıkarak kendilerine koşar:
-Buyrun sayın Reis-i Cumhurum, hoş geldiniz. Dükkânıma buyrun,soba yanıyor. Biraz ısının, size bir şey ikram edeyim, der.
Celal Bayar ise teşekkür ederek kalamayacaklarını söyler ve civarda bir pastane olup olmadığını sorar. Durmuş Büyük, pastane filan olmadığını, ne isterlerse ikram edebileceğini ısrar ile tekrarlamasına rağmen kalmazlar ve ilçeden ayrılırlar.23
1958 yılı Temmuz ayında (Kurban Bayramı öncesi), ilçeye 5 Km uzaklıktaki Kızılcaören köyünde büyük bir yangın çıkar ve 40 hanelik köy havanın aşırı sıcak olması ve rüzgârın da köye doğru esmesi yüzünden tamamen yanar. Bir evde, yemek yapılırken çıkan bu yangında, evlerin ahşap olması ile bütün binalar tamamen yanar. Yangını yaşayanlar, yanan tahtalardan çıkan kızgın çivilerin kurşun gibi etrafa yayıldığını anlatıyor.
Can kaybı olmadan sadece bir kurbanlık hayvan ile bir eşeğin öldüğü yangından sonra Kızılay, çadır ve battaniye yardımı yapar. Orman idaresi, köylüye hem kereste hem de hane başına 200-400 TL nakdî yardım yapar. Bu günkü köy inşaat sahası olarak kabul edilip herkes kendi evini yapar. 24
Demokrat Parti iktidarının son yıllarında Bediüzzaman Said-i Nursi, başbakan Adnan Menderes’ e tavsiye ve nasihatlerde bulunmak üzere birkaç defa İstanbul’ dan Ankara’ ya gelir. Bir keresinde otomobili ile İstanbul’ a dönerken ilçemize uğradığı sırada ilçemiz eşrafından bazıları ve kendisini seven Murtaza Yıldız tarafından karşılanır. Biraz hal-hatır sorma ve hasbihalden sonra Bediüzzaman yoluna devam eder. (1959 Aralık ayı) 25
1960 dan sonra,daha önce mahalle olan 11 yerleşim yeri, bağımsız köy statüsü kazanır. Bunlar; Gökbel, Uğurlu, Yeşilköy, Turnalı, Belpınar, Beşkonak, Çatalan, Balcılar ve Esenler’dir. Bazı köy isimleri de, (Tekke) Verimli, (Gürcü) Beşkonak, (Salın) Çatalan, (İğbeler) Belpınar, (Alişenler) Esenler ve (Taşlı Şeyhler) Taşlıca olarak değiştirilir. Uzunöz ve Kösten köyleri tek muhtarlıkda birleştirilerek Balcılar olarak ismi verilir. Bu değişiklikle, Türkçeleştirmek ve Lâikleştirmek amacı güdülürken, 26 bu titizlik, köylere hizmet götürülmesinde gösterilmemiştir. Halk halâ bu köyleri eski isimleri ile tanır ve bilir. “Salın, İğbeler ve “Gürcü” isimlerini kullanır. Yani pek benimsenmemiş.
Son değişiklik ise 1997 de gerçekleşir. Bu yıl Pazar Akçaören, 1999 da ise Verimli kendi istekleri ile ayrılıp, daha yakın olan Kazan İlçesine bağlanırlar.
Kaynakça:
1-H.Gazi Yıldırım öğretmen Çamlıdere 1969
2-H. Tekin Gencer Em. Öğretmen M. Kemalpaşa 1946- Durmuş Büyük Esnaf İsmetpaşa 1925
3-İlyas Yılmaz Em Zir. Tekn. Kemalpaşa 1951
4-Ali Taşkın Emekli esnaf Kızılcahamam İsmetpaşa 1930
5-Durmuş Büyük Emekli esnaf. Kızılcahamam İsmetpaşa 1925
6-Nadir Yıldırım Esnaf Kızılcahamam İsmetpaşa 1940
7-Prof. Dr. Seyfettin Erşahin Tarihte ve günümüzde Kızılcahamam-Çamlıdere yörersi sempozyumu “K.Hamam-Çamlıdere’ de
Din Eğitimi” isimli bildirisi Esyav yay. Ank. 1997 s. 84
8-Abidin Erşahin Emekli işçi Kızılcahamam (Taşlıca) 1924
9-Arif Taşkın Emekli Bel. Tahs. Kızılcahamam (İsmetpaşa) 1921
10-Asuman Alan K.Hamam’da Tarımsal etkinlikler AÜ DTCF BT 1983
11-Selahattin Ersin Em. Esnaf Kızılcahamam (İsmetpaşa) 1928
12-Mustafa Gökmen Em. Esnaf Kızılcahamam (Taşlıca) 1922 (Merhum)
13-Asuman Alan a.g.e.
14-Ekmel Yükseler Em. Mal. Mem. K.Hamam 1932 (Merhum)
15-A. Taşkın İsmetpaşa 1921
16-Ömer Yalçın emekli esnaf K.Hamam 1925
17-Kazımkarabekir ilköğretim Okulu tanıtım panosu
18-H. Yenice
19-Mehmet Mandal emekli imam Çamlıdere 1934
20-H.Gazi Yıldırım
21-Alaaddin Tüt Pazar Muhtarı 1958
22-H.Ahmet Durhan Esenler / K.Hamam 1920 (Merhum)
23-D. Büyük
24-M.Ali Yurt emekli esnaf Kızılcahamam (Kızılcaören) 1935
25- M. Mandal
26-Prof. Dr. S. Erşahin A. Ü. İlah. Fak. Öğr. Üyesi. Taşlıca 1960
Kaynak: www.muzaffereker.com
Üyelik Girişi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 1°
Takvim
Saat